Termodinamik, teorik fizi?in, ysy hareketinin yasalaryyla ve ysynyn di?er enerji türlerine dönü?ümüyle ilgilenen bir dalydyr. Sözcük Yunanca therme (“ysy”) ve dynamis (“kuvvet”) sözcüklerinden türetilmi?tir. Aslen deneylerden türetilen, ancak artyk aksiyom olarak de?erlendirilmekte olan iki temel ilkeye dayanyr. Birinci ilke, ysy ve i?in e?de?erli?i yasasy biçimine bürünen, enerjinin korunumu yasasydyr. Ykinci ilke, di?er cisimlerde herhangi bir de?i?iklik olmaksyzyn ysynyn kendili?inden so?uk bir cisimden sycak bir cisme geçemeyece?ini ifade eder.
Termodinamik bilimi sanayi devriminin bir ürünüydü. 19. yüzyylyn ba?larynda, enerjinin farkly ?ekillere dönü?türülebilece?i ama asla yaratylamayaca?y ya da yok edilemeyece?i ke?fedilmi?ti. Bu, fizi?in temel yasalaryndan biri olan termodinami?in birinci yasasydyr. Daha sonra, 1850’de, Robert Clausius termodinami?in ikinci yasasyny ke?fetti. Bu yasa, “entropi”nin (yani bir cismin enerjisinin sycakly?yna orany) her tür enerji dönü?ümünde, meselâ buhar makinesinde, her zaman artty?yny belirtir.
Entropi genellikle, düzensizli?e (da?ylmaya) dönük içsel bir e?ilim olarak anla?yldy. Her aile, bir evin bilinçli bir müdahale olmaksyzyn, bir düzen durumundan düzensizlik durumuna geçme e?iliminde oldu?undan gayet haberdardyr, hele etrafta çocuklar dola?yyorsa. Demir paslanyr, a?aç çürür, cansyz et bozulur, banyodaki su so?ur. Di?er bir deyi?le, bozulmaya dönük genel bir e?ilim varmy? gibi görünür. Ykinci yasaya göre atomlar, kendi hallerine byrakyldyklarynda mümkün oldu?unca kary?acaklar ve rasgele da?ylacaklardyr. Paslanma olur, çünkü demir atomlary etraflaryndaki havada bulunan oksijen atomlaryyla demir oksit olu?turmak üzere birbirine kary?ma e?ilimindedirler. Banyo suyunun yüzeyindeki daha hyzly hareket eden moleküller havadaki daha yava? hareket eden moleküllerle çarpy?yr ve enerjilerini onlara iletirler.
Bu synyrly bir yasadyr, az sayyda parçacyk içeren sistemlere (mikro sistemler) ya da sonsuz sayyda parçacyk içeren sistemlere (evren) uygulanamaz. Ne var ki, bu yasasynyn uygulany?yny özel bir alanyn oldukça ötesine geni?letmeye dönük, her türlü yanly? felsefi sonuçlara yol açan arkasy kesilmeyen giri?imlerde bulunulmu?tur. Geçen yüzyylyn ortalarynda, termodinami?in ikinci yasasynyn kâ?ifleri R. Clasius ve W. Thomson, bu yasayy bir bütün olarak evrene uygulamayy denediler ve tamamen yanly? bir teoriye ula?tylar; evrenin sonunun “ysyl ölüm” teorisi.
Bu yasa 1877’de Ludwig Boltzmann tarafyndan yeniden tanymlandy. Boltzmann, termodinami?in ikinci yasasyny maddenin atom teorisinden türetmeye çaly?my?ty, ki bu atom teorisi ancak onun ölümünden sonra belli bir temel kazanmy?ty. Boltzmann versiyonunda, entropi maddenin verili bir durumunun olasylyk fonksiyonu olarak görülür: durumun olasyly?y arttykça, entropisi de artar. Bu versiyonda, tüm sistemler bir denge durumuna (yani net bir enerji aky?ynyn olmady?y bir duruma) ula?ma e?ilimindedirler. Böylelikle, e?er sycak bir cisim so?uk bir cismin yanyna konulursa, enerji (ysy) sycak olandan so?uk olana do?ru akacaktyr, ta ki dengeye ula?yncaya, yani ayny sycakly?a sahip oluncaya de?in.
Boltzmann fizikte mikroskobik (küçük-ölçekli) düzeyden makroskobik (büyük-ölçekli) düzeye geçi?in sorunlaryyla ilk ilgilenen insandy. Termodinami?in yeni teorilerini klasik yörünge fizi?iyle uzla?tyrmaya çaly?ty. Maxwell örne?ini izleyerek, sorunlary olasylyk teorisiyle çözmeye u?ra?ty. Bu ise mekanik determinizmin eski Newtoncu yöntemleriyle radikal bir kopu?u ifade ediyordu. Boltzmann, entropideki tersinmez arty?yn, artan moleküler düzensizli?in bir ifadesi olarak görülebilece?ini kavramy?ty. Onun düzen ilkesi, bir sistemin ula?abilece?i daha olasy durumun, sistem içerisinde ayny anda gerçekle?en olaylar çe?itlili?inin birbirini istatistiksel olarak bertaraf etti?i durum oldu?una i?aret eder. Moleküller rasgele hareket edebilirken, ortalama olarak, belli bir anda, bir yönde hareket edenlerin sayysy di?erleriyle ayny olacaktyr.
Enerji ve entropi arasynda bir çeli?ki vardyr. Bu ikisi arasyndaki kararsyz denge, sycaklyk tarafyndan belirlenir. Dü?ük sycaklyklarda enerji baskyn çykar ve düzenli (dü?ük entropi) ve dü?ük enerjili durumlaryn ortaya çyky?yna ?ahit oluruz, typky moleküllerin di?er moleküllere göre belli bir konuma hapsolduklary kristallerde oldu?u gibi. Ne var ki, yüksek sycaklyklarda entropi üstün gelir ve kendini moleküler düzensizlikte dy?a vurur. Kristalin yapysy çöker ve önce bir syvyya, ardyndan da gaz haline geçi?e ?ahit oluruz.
Ykinci yasa, yalytylmy? bir sistemin entropisinin sürekli artaca?yny ve iki sistem bir araya getirildi?inde bile?ik sistemin entropisinin tek tek sistemlerin entropileri toplamyndan daha büyük olaca?yny ifade eder. Ne var ki, termodinami?in ikinci yasasy fizi?in di?er yasalary gibi, meselâ Newton’un kütleçekim yasasy gibi de?ildir, çünkü her zaman uygulanabilir bir yasa de?ildir. Ba?langyçta klasik mekani?in özel bir alanyndan türetilen ikinci yasa, Boltzmann’yn elektromanyetizma ya da kütleçekim gibi kuvvetleri hesaba katmamasy ve yalnyzca atomik çarpy?malary kabul etmesi gerçe?ince synyrlanyr. Bu da fiziksel süreçlerin öylesine synyrly bir tablosunu sunar ki, bu yasa, kaynatycylar gibi synyrly sistemlere uygulanabilir olsa da, genel olarak uygulanabilir bir yasa ?eklinde ele alynamaz. Ykinci yasa her ko?ulda do?ru de?ildir. Meselâ Brown hareketi onunla çeli?ir. Bu yasa, klasik biçimiyle, genel bir evren yasasy olarak açykçasy do?ru de?ildir.
Ykinci yasanyn, bir bütün olarak evrenin kaçynylmaz bir entropi durumuna meyletmesi gerekti?i anlamyna geldi?i iddia edildi. Evren kapaly bir sisteme benzetilerek, tüm evrenin kaçynylmaz olarak bir denge durumuyla, yani her yerde ayny sycakly?a sahip bir durumla sonlanmasy gerekti?i söylendi. Yyldyzlar yakytlaryny tüketecekler. Tüm ya?am yok olacak. Evren niteliksiz bir hiçlik enginli?inde yava?ça tükenecek. “Isyl ölümün” acysyyla kyvranacak. Bu iç karartycy evren tablosu, evrenin geçmi? evrimi hakkynda bildi?imiz ya da bugün gördü?ümüz her ?eyle do?rudan çeli?ir. Maddenin belli bir mutlak denge durumuna meyletti?i fikri, bizzat do?anyn kendisine aykyrydyr. Cansyz, soyut bir evren görü?üdür. Bugün evren herhangi bir denge durumunda olmaktan çok uzaktyr, ve böyle bir durumun ne geçmi?te varoldu?una ne de gelecekte varolaca?yna dair en küçük bir belirti bile yoktur. Dahasy, e?er entropinin artma e?ilimi sürekli ve lineer bir e?ilimse, evrenin neden uzun zaman önce farklyla?mamy? parçacyklaryn ylyk bir çorbasy olarak sona ermedi?i de pek açyk de?ildir.
Bilimsel teorileri açykça kanytlanmy? bir uygulama alany bulduklary synyrlaryn ötesine geni?letmeye dönük giri?imlerde bulunuldu?unda neler olabilece?inin bir ba?ka örne?idir bu. Termodinami?inin ilkelerinin synyrlary, geçti?imiz yüzyylda, me?hur Yngiliz fizikçisi Lord Kelvin ile jeologlar arasynda, dünyanyn ya?yna dair bir polemikte çoktan ortaya konulmu?tu. Lord Kelvin’in termodinamik temelindeki öngörüleri, jeolojik ve biyolojik evrimden ö?rendi?imiz her ?eye aykyryydy. Teori, dünyanyn 20 milyon yyl önce bir eriyik durumunda olmasy gerekti?ini varsayyyordu. Toplanan muazzam sayydaki delil jeologlaryn hakly oldu?unu, Lord Kelvin’in yanyldy?yny kanytlamy?ty.
1928’de Yngiliz bilimci ve idealisti Sir James Jean, Einstein’yn görelilik teorisinden alynmy? çe?itli unsurlary da ekleyerek evrenin “ysyl ölümü” hakkyndaki eski argümanlary canlandyrdy. Madde ve enerji özde? olduklaryndan, diye iddia ediyordu, evren en sonunda tüm maddenin enerjiye dönü?mesiyle sonlanmak zorundadyr: “Termodinami?in ikinci yasasy, evrendeki maddeleri, yalnyzca ölüm ve yok olu?la sonuçlanan ayny yolda ve ayny yönde hareket etmeye zorlar” diyerek karamsar kehanetlerde bulunuyordu.[1]
Benzer karamsar senaryolar yakyn zamanlarda da ileri sürülmü?tür. Son zamanlarda basylan bir kitapta:
Çok uzak gelece?in evreni, hepsi birbirinden yava? yava? uzakla?an fotonlar, nötrinolar ve gittikçe azalan sayydaki elektronlar ve pozitronlardan olu?an akyl almayacak derecede seyreltilmi? bir çorba olacak. Bildi?imiz kadaryyla, hiçbir temel fiziksel süreç gerçekle?meyecek. Ömrünü tamamlamy?, ama hâlâ ebedi ya?amla –belki ebedi ölüm daha iyi bir tanymlama olurdu– kar?y kar?yya olan evrenin so?uk ve kasvetli kysyrly?yny kesintiye u?ratacak hiçbir önemli olay meydana gelmeyecek.
Bu kasvetli, so?uk, karanlyk, özelliksiz, neredeyse hiçlik görüntüsü, modern kozmolojinin, on dokuzuncu yüzyyl fizi?inin “ysyl ölümüne” en çok yakla?ty?y noktadyr.[2]
Tüm bunlardan ne sonuç çykarmalyyyz? E?er tüm ya?am, yalnyzca dünyadaki de?il, ba?tan a?a?y evrendeki tüm ya?am, böyle bir sona mahkûmsa, o zaman herhangi bir ?eye canymyzyn sykylmasy niye? Ykinci yasanyn gerçek uygulama alanynyn ötesine bu ?ekilde ta?yrylmasy, her türlü yanly? ve nihilist felsefi sonuçlara yol açmy?tyr. Böylelikle Yngiliz filozof Bertrand Russell, Neden Hyristiyan De?ilim adly kitabynda ?unlary yazabilmi?ti:
Ça?lar boyu harcanan tüm çabalar, tüm adanmy?lyklar, tüm esinlenmeler, insan dehasynyn tüm paryltysy, güne? sisteminin engin ölümünde tükenmeye yazgylydyr, ve ... insanly?yn ba?arylarynyn tüm anytlary kaçynylmaz olarak yykylyp giden bir evrenin enkazy altynda kalmak zorundadyr; bütün bunlar, tarty?masyz olmasa bile o denli kesindir ki, bunlary yadsyyan bir felsefenin ayakta kalma umudu yoktur. Ruhun baryna?y bundan böyle, yalnyzca bu gerçekler çerçevesinde, yalnyzca bu amansyz umutsuzlu?un sarsylmaz temeli üzerinde güvenle in?a edilebilir.[3]
Kaostan Çykan Düzen
Son yyllarda, ikinci yasanyn bu karamsar yorumuna yeni ve ?a?yrtycy bir teoriyle meydan okundu. Nobel ödüllü Belçikaly Ilya Prigogine ve çaly?ma arkada?lary, termodinami?in klasik teorilerine tümüyle farkly bir yorumun öncülü?ünü yaptylar. Boltzmann’yn teorileriyle Darwin’inkiler arasynda bazy paralellikler vardyr. Her ikisinde de çok sayyda rasgele dalgalanmalar tersinmez bir de?i?im noktasyna varyrlar; birinde biyolojik evrim biçiminde, di?erinde ise enerjinin da?ylmasy ve düzensizli?e dönük bir evrim biçiminde. Termodinamikte zaman, kolayca dönü?üme u?ramayan bir duruma indirgenmeyi ve ölümü ça?ry?tyryr. Burada ?u soru ortaya çykar: bu durum, örgütlenmeye ve hatta gittikçe artan bir karma?yklykta örgütlenmeye dönük içsel bir e?ilim ta?yyan ya?am olgusuyla nasyl örtü?mektedir?
Yasa, e?er kendi hallerine byrakylyrsa, ?eylerin artan entropiye dönük bir e?ilim ta?ydy?yny söyler. 1960’larda, Ilya Prigogine ve di?erleri, gerçek dünyada atomlaryn ve moleküllerin neredeyse hiçbir zaman “kendi hallerine byrakylmamy?” olduklaryny fark ettiler. Her ?ey di?er her ?eyi etkiler. Atomlar ve moleküller neredeyse her zaman dy?arydan madde ve enerji aky?ynyn etkisine açyktyrlar, ki e?er yeterince güçlüyse, bu aky?, termodinami?in ikinci yasasynyn varsaydy?y görünü?te kar?y konulmaz düzensizlik sürecini kysmen tersine çevirebilir. Aslynda, do?a yalnyzca da?ylma ve bozunmanyn de?il, tam zyt süreçlerin de sayysyz örne?ini sunar; kendi kendini örgütleme ve büyüme. Odun çürür ama a?açlar büyür. Prigogine’e göre do?anyn her kö?esinde kendini örgütleyen yapylar vardyr. Benzer ?ekilde M. Waldrop da ?u sonuca çykar:
Lazer kendi kendini örgütleyen bir sistemdir, y?yk tanecikleri, fotonlar, kendili?inden, tek bir güçlü demet içerisinde gruplanabilirler, bu demet içerisinde her foton uygun adym hareket eder. Rüzgârlary sürükleyen ve okyanuslardan ya?mur suyunu çeken kasyrga, güne?ten gelen kesintisiz bir enerji aky?yyla güçlendirilmi? kendi kendini örgütleyen bir sistemdir. Matematiksel olarak analiz edilmek için çok karma?yk da olsa, canly bir hücre, besin biçiminde enerji alan ve enerjiyi ysy ve atyk madde olarak dy?ary atan kendi kendini örgütleyen bir sistemdir.[4]
Tabiatyn her yerinde çe?itli desenler görürüz. Bazylary düzenli bazylary düzensizdir. Bozunma vardyr ama büyüme ve geli?me de vardyr. Ya?am vardyr ama ölüm de vardyr. Ve aslynda bu çeli?ik e?ilimler birbirlerine syky sykyya ba?lydyr. Birbirinden ayrylamazlar. Ykinci yasa, tüm tabiatyn düzensizlik ve bozunmaya giden tek yönlü bir yolda ilerledi?ini iddia eder. Ama bu, do?ada gözlemledi?imiz genel desenlerle ba?da?maz. “Entropi” kavramynyn kendisi, termodinami?in katy synyrlarynyn dy?ynda, sorunlu bir kavramdyr.
Termodinamik çaly?malaryna dalmy? ciddi fizikçiler, “amaçsyz bir enerji aky?y nasyl oluyor da dünyaya hayat ve bilinç yayyyor” ?eklindeki bir sorunun ne denli rahatsyz edici oldu?unun farkyna varmy?lardyr. Meseleyi daha da karma?yk hale getiren ?ey entropi kavramynyn kaypakly?ydyr, termodinami?in amaçlaryna uygun olarak ysy ve sycaklyk terimleriyle oldukça iyi tanymlanmy? bulunan entropi, bir düzensizlik ölçüsü olarak saptanmasynda ?eytanca güçlükler çykarmaktadyr. Fizikçiler, sudaki düzenin derecesini ölçmekte büyük güçlüklerle kar?yla?yyorlar, çünkü su buz haline dönü?ürken kristal yapylar olu?turmakta ve bu arada enerji açy?a çykarmaktadyr. Dahasy termodinamik entropi; aminoasitlerin, mikroorganizmalaryn, e?eysiz üreyen bitki ve hayvanlaryn ve beyin gibi karma?yk enformasyon sistemlerinin olu?umundaki biçim ve biçimsizli?in de?i?en derecelerinin bir ölçüsü olarak sefil bir iflâsa sürüklenir. Elbette bu evrimle?en düzen adacyklary ikinci yasaya boyun e?melidir. Önemli yasalar, yaratycy yasalar ba?ka yerde yatar. [5]
Nükleer füzyon süreci, evrenin bozunmasynyn de?il, in?asynyn örne?idir. H. T. Poggio tarafyndan 1931’de buna i?aret edilmi?ti. Poggio, termodinamik kasvet peygamberlerini, dünyadaki belirli ve synyrly durumlara uygulanan bir yasayy hiçbir gerekçe göstermeksizin tüm evrene geni?letme çabalaryna kar?y uyarmy?ty. “Evrenin her zaman geri kalyp duran bir saate benzedi?inden o kadar emin olmayalym. Bu saatin yeniden kurulmasy söz konusu olabilir.”[6]
Ykinci yasa iki temel unsur –biri olumlu di?eri olumsuz– baryndyryr. Ylki, belli süreçlerin imkânsyz oldu?unu söyler (meselâ ysy her zaman sycak olan yüzeyden so?uk olana do?ru akar, asla tersine de?il) ve ikincisi (ki bu do?rudan birincisinden çykar), entropinin tüm yalytyk sistemlerin kaçynylmaz bir özelli?i oldu?unu belirtir. Yalytyk bir sistemde tüm denge-dy?y durumlar ayny türden bir denge durumuna do?ru bir evrim üretirler. Geleneksel termodinamik, entropide yalnyzca düzensizli?e dönük bir hareketi gördü. Ne var ki bu, yalnyzca basit, yalytyk sistemlere (örne?in bir buhar makinesi) atyfta bulunur. Prigogine’in, Boltzmann’yn teorilerine getirdi?i yeni yorum çok daha geni? çaply ve kökünden farkly bir yorumdur.
Kimyasal reaksiyonlar moleküller arasy çarpy?malaryn bir sonucu olarak gerçekle?ir. Normalde, çarpy?ma bir durum de?i?ikli?ine yol açmaz, moleküller sadece enerji de?i?tirirler. Bununla birlikte, bazen bu çarpy?ma içerdi?i moleküllerde bir de?i?ikli?e yol açar (“reaktif çarpy?ma”). Bu reaksiyonlar katalizörler aracyly?yyla hyzlandyrylabilir. Canly organizmalarda, bu katalizörler enzim adyny alan özel proteinlerdir. Bu sürecin dünya üzerinde ya?amyn ortaya çyky?ynda belirleyici bir rol oynady?yna inanmak için her türlü nedene sahibiz. Kaotik olarak görülen, moleküllerin salt rasgele hareketleri, belli bir noktada kritik bir a?amaya ula?yr, burada nicelik bir anda niteli?e dönü?ür. Ve bu, yalnyzca organik de?il inorganik de dahil olmak üzere maddenin tüm biçimlerinin özsel bir özelli?idir.
Biyolojik örgütlenme düzeyi yükseldikçe yönelimli zaman algylamasy dikkate de?er ?ekilde artar ve muhtemelen insan bilinciyle doruk noktasyna varyr. [7]
Her canly organizma düzen ve aktiviteyi birle?tirir. Tersine, denge durumundaki bir kristal, yapylanmy?tyr ama hareketsizdir. Do?ada denge normal de?ildir, –Prigogine’den aktaryrsak– “nadir ve kararsyz bir durumdur”. Denge-dy?ylyk kuraldyr. Kristaller gibi basit yalytyk sistemlerde, denge uzun süreli olarak, hatta sonsuza de?in korunabilir. Ama ya?ayan ?eyler gibi karma?yk süreçlerle ilgilendi?imizde durum de?i?ir. Canly bir hücre denge durumunda tutulamaz, aksi takdirde ölür. Ya?amyn ortaya çyky?yna hükmeden süreçler basit ve lineer de?il, diyalektiktir, niceli?in niteli?e dönü?tü?ü ani syçramalary içerir.
“Klasik” kimyasal reaksiyonlar oldukça rasgele süreçler olarak görülür. Yçerdi?i moleküller uzayda düzgün olarak da?ylmy?tyr ve yayyly?lary “normal bir biçimde” yani bir Gauss e?risi tipindedir. Bu tip reaksiyonlar Boltzmann’yn görü?üne denk dü?erler, burada reaksiyonun tüm yan zincirleri kaybolup gider ve reaksiyon kararly bir reaksiyonda, hareketsiz bir dengede son bulur. Ne var ki, son onyyllarda bu tip ideal ve basitle?tirilmi? reaksiyonlardan farkly kimyasal reaksiyonlar ke?fedildi. Bunlar yaygyn ismiyle “kimyasal saatler” olarak bilinirler. En me?hur örnekleri, Belousov-Zabotinski reaksiyonu ve Ilya Prigogine tarafyndan tasarlanan Brüksel modelidir.
Lineer termodinamik, mümkün olan en dü?ük aktivite düzeyine e?ilimli, kararly, öngörülebilir bir sistem davrany?y tanymlar. Ne var ki, bir sisteme etkiyen termodinamik kuvvetler, lineer bölgenin a?yldy?y bir noktaya ula?ty?ynda, artyk kararlylyktan bahsedilemez. Türbülans ortaya çykar. Türbülans, uzun zaman boyunca düzensizlik veya kaosun e? anlamlysy olarak ele alyndy. Fakat artyk, makroskobik (büyük ölçekli) düzeyde syrf kaotik düzensizlik olarak görünenin, aslynda mikroskobik (küçük ölçekli) düzeyde son derece örgütlü oldu?u ke?fedilmi? bulunmaktadyr.
Bugün, kimyasal kararsyzlyklaryn incelenmesi yaygynla?ty. Ilya Prigogine’in kylavuzlu?unda Brüksel’de izlenen özel ara?tyrma programy özellikle dikkate de?erdir. Kimyasal kararsyzly?yn ba?lady?y kritik bir noktanyn ötesinde nelerin gerçekle?ti?inin incelenmesi, diyalektik açysyndan son derece büyük bir öneme sahiptir. “Kimyasal saat” olgusu bilhassa önemlidir. Brüksel modeli (Amerikaly bilimciler tarafyndan “Brusselatör” lakabyyla anylyr) gaz moleküllerinin davrany?laryny tanymlar. Kaotik, tümüyle rasgele hareket durumundaki iki tip molekül oldu?unu varsayalym, “kyrmyzy” ve “mavi”. Belli bir anda, ara syra kyrmyzy ya da mavi paryldamalarla birlikte bir “mor” renk veren düzensiz bir molekül da?ylymynyn söz konusu olmasy beklenir. Ancak kimyasal bir saatte, kritik noktanyn ötesinde gerçekle?en ?ey bu de?ildir. Sistem önce tümüyle mavi, sonra tümüyle kyrmyzydyr ve bu de?i?imler düzenli aralyklarla gerçekle?ir. Prigogine ve Stengers ?öyle diyor:
Milyarlarca molekülün aktivitesinden kaynaklanan böylesi yüksek derece bir düzen inanylmaz görünür ve aslynda, e?er kimyasal saatler gerçekten de gözlenmemi? olsaydy, kimse böyle bir sürecin olabilece?ine inanmazdy. Tüm rengi bir anda de?i?tirebilmek için, moleküller bir ?ekilde “aralarynda ileti?iyor” olmalydyr. Sistem bir bütün olarak davranmalydyr. Yleride tekrar tekrar, kimyadan nörofizyolojiye kadar birçok alanda açyk bir öneme sahip bu kilit sözcü?e dönece?iz. Disipatif yapylar* belki de en basit fiziksel ileti?im mekanizmalaryndan birini gösteriyorlar.
“Kimyasal saat” olgusu, do?ada belli bir noktada, düzenin kaostan nasyl kendili?inden çykty?yny gösterir. Bu önemli bir gözlemdir, özellikle de ya?amyn inorganik maddeden ortaya çyky? tarzyna ili?kin olarak.
“Dalgalanmaly düzen” modelleri, küçük nedenlerin büyük sonuçlarynyn olabilece?i kararsyz bir dünya öngörür, fakat bu dünya keyfi de?ildir. Tam tersine, küçük bir olayyn güçlenmesine yol açan nedenler, akylcy sorgulama için me?ru bir konudur.
Klasik teoride, kimyasal reaksiyonlar istatistiksel olarak düzenlenmi? bir tarzda gerçekle?ir. Normalde, düz bir da?ylym gösteren ortalama bir molekül konsantrasyonu vardyr. Gerçekte ise, kendi kendini örgütleyebilen lokal konsantrasyonlar ortaya çykar. Bu sonuç geleneksel teori açysyndan tümüyle beklenmeyen bir durumdur. Prigogine’in “kendi kendini örgütleme” olarak adlandyrdy?y bu odaklanma noktalary, kendilerini tüm sistemi etkileyebilecek bir noktaya dek peki?tirebilirler. Eskiden marjinal olgular olarak dü?ünülen ?eyin artyk mutlak ölçüde belirleyici oldu?u anla?ylmy?tyr. Geleneksel görü?, tersinmez süreçleri, makinelerdeki sürtünme ve ysy kayyplarynyn neden oldu?u bir ba? belâsy olarak de?erlendirmekteydi. Ancak durum de?i?mi?tir. Tersinmez süreçler olmaksyzyn ya?am mümkün olamazdy. Cehaletin bir sonucu olarak tersinmezli?e öznel bir olgu gözüyle bakan eski görü?e bugün güçlü bir ?ekilde meydan okunmaktadyr. Prigogine’e göre tersinmezlik, gerek mikroskobik gerekse makroskobik, her düzeyde mevcuttur. Ona göre, ikinci yasa, yeni bir madde anlayy?yna yol açar. Denge-dy?y bir durumda, düzen ortaya çykar. “Denge-dy?ylyk, kaostan düzen çykaryr.”[8]