Islak imzalı belgeyi Albay Dursun Çiçek'in hazırladıgı, Adli Tıp, Emniyet ve Jandarma kriminal raporlarıyla kesinleşirken, Genelkurmay Başkanı İlker Başbug'un dün bir gazeteye yaptıgı açıklamalar kafaları karıştırdı.
Parmak izi araştırması için belge üzerinde kimyasal madde kullanılması gerektigini, bunun da hasara yol açabilecegini anlatan Başbug'un ifadeleri endişelere yol açtı. Emekli Savcı Gültekin Avcı, orijinal belgenin 'kâgıt parçası' haline getirilmeye çalışıldıgını söyledi. Hiçbir davada adlî tıp raporundan sonra üst üste inceleme yapılmadıgını hatırlatan emekli Başsavcı Reşat Petek de, "Burada çok açık bir çıkış yolu arandıgı gözüküyor." dedi. Yazı bilimci Zeynep Bornovalı'ya göre, her inceleme belgenin orijinal ömrünü kısaltıyor. Bu durum, soruşturmayı olumsuz yönde etkileyebilir.
Son dönemde Genelkurmay Karargâhı'na giden gazeteler arasına Milliyet de eklendi. Daha önce Habertürk ve Hürriyet gazetelerinin genel yayın yönetmenleri Fatih Altaylı ve Enis Berberoglu Genelkurmay Başkanı İlker Başbug ile Karargâh'ta görüşmüştü. Milliyet'ten Fikret Bila'nın görüşmesi dün gazetenin manşetinden 'Karşılaştıgımız en ciddi olay Balyoz' başlıgıyla verildi. 'Balyoz' olayını 'ciddi' olarak nitelendiren Genelkurmay Başkanı'nın, yapılanın 'suç' olduguna dair tek bir kelime kullanmaması dikkat çekti. Emekli ve muvazzaf generallerin gözaltına alınmasının ardından gerçekleştirilen generaller toplantısında istifanın gündeme gelmedigini söylüyor. Haberde, İlker Başbug ve Hıfzı Çubuklu'nun özelikle Albay Dursun Çiçek imzalı 'AK Parti'yi ve Fethullah Gülen'i Bitirme Planı'na ilişkin sözlerine geniş yer veriliyor.
İlker Başbug'un Emniyet, Adli Tıp, TÜBİTAK ve Jandarma Kriminal'in raporlarına ragmen 'İrticayla Mücadele Eylem Planı'nı 'belge' olarak kabul etmedigi görülüyor. Genelkurmay Başkanı, daha önce yaptıgı 'kâgıt parçası' nitelemesinin arkasında durdugunu söylüyor. Belgedeki imzanın gerçekligi, taklit makinesiyle atılıp atılmadıgının, mürekkebinin, parmak izlerinin 'çok yönlü' olarak incelendigini belirtiyor. Başbug, "Bu olayla ilgili olarak çok kapsamlı ve çok boyutlu bir soruşturma yapılıyor." diyor. Genelkurmay Başkanlıgı Adli Müşaviri Tuggeneral Hıfzı Çubuklu da Başbug'u destekliyor. İmzanın atıldıgı tarihin bile araştırıldıgını söylüyor.
İrticayla Mücadele Eylem Planı'yla ilgili bugüne kadar 4 kurumdan rapor alındı. Emniyet, TÜBİTAK, Adli Tıp, Adli Tıp Üst Kurulu ve Jandarma Kriminal Dairesi. Söz konusu kurumların tamamı belgenin orijinal oldugunu, imzanın Dursun Çiçek'e ait oldugunu ve belgeye sonradan eklenen bir unsur bulunmadıgını rapor etti. Ancak buna ragmen Genelkurmay Başkanı İlker Başbug'un 'çok yönlü soruşturmanın sürdügünü' açıklaması kafaları karıştırdı.
Hukukçular, söz konusu açıklamaları, soruşturmanın üzerini örtme çabası olarak degerlendirirken, yazı bilimci Zeynep Bornovalı, incelemeler ensansında belgenin yıpranmaması için büyük özen gösterilmesi gerektigini anlatıyor. Bornovalı, "Belgenin taşınması esnasında meydana gelecek lekelenmeler belgenin orijinalliginin yitirilmesine neden olur. Bu da devam eden soruşturmayı olumsuz yönde etkileyebilir. Her inceleme ile belgenin orijinal ömrünün kısaldıgı unutulmamalıdır." diyor.
Genelkurmay, 'kâgıt parçası' olarak görüyor
Gültekin Avcı (Emekli Savcı): Askerî savcılıgın yaptıgı tamamen yetkisiz bir faaliyettir. İmzanın bu derece üzerine gidilmesinin Genelkurmay tarafından bir talimatla yapıldıgını düşünüyorum. Bu konuda Genelkurmay içinde disiplinli ve sistemli bir hareket var. Zaten Genelkurmay Başkanı İlker Başbug, 'kâgıt parçası' dedi ve bunun sonrasında da geri adım atmadı. Herhangi bir açıklama da yapılmadı. Yani Genelkurmay bunu hâlâ kâgıt parçası olarak görüyor. Kâgıt parçası seviyesine indirmek için de her şeyi yapıyor. Yani Genelkurmay'ın Ergenekon soruşturmasına olan tavrı ortaya çıkıyor. Islak imza gerçegini yıpratacak. Dolayısıyla da Ergenekon soruşturmasını o alanda sekteye ugratacak bir gelişmenin peşindeler. Bu da Çiçek tarafından degil, Genelkurmay içinde üst kademe emirle yapılıyor.
Çıkış yolu arıyorlar, belgenin başına bir iş gelecek