5Başbakan Erdogan’la 1987’den beri tanıştıgını söyleyen Kekeç sözlerine şöyle devam etti: “ O zamanlar ben grafikerlik yapıyordum. Başbakan da partisinde şu anda hatırlayamadıgım bir görevdeydi. Gençlik Kolları Başkanı olabilir. Siyasi bültenlerinin grafiklerini yapardım. Benim müşterimdi yani öyle söyleyeyim. Hakkaniyet sahibi biriydi, pazarlıkçı degildi. Sezgileri güçlü biri degilim, o zamandan başbakan olacagını bilemezdim. Belediye başkanlıgı döneminde burada bir şey var dedigim oldu tabii. İstanbul için çok dogru şeyler yaptı. Cagaloglu’nda çöp dagları vardı, aylarca sular akmazdı. Bir yıl içinde İstanbul’un çehresi tamamen degişti ve insanlar bunu gördü. Ama şimdi başbakan olarak çok eleştiriliyor. Çogunun haksız oldugunu düşünüyorum.â€
"Bugün de polisle askerden korkuyorum!â€
Balçiçek Pamir’in “Sizi Türkiye’ye dair en çok ne korkutuyor bugünlerde?†sorusuna da Ahmet Kekeç ilginç bir yanıt verdi: “En çok asker ve polisten korkarım. Darbe yaparsa asker korkarım tabii. Üç tane darbe yaşadım. Siyaseti belirleyen şey önemli ölçüde askerdir. Ve Türkiye’nin militarist bir tarihi var. Bunlar olmuş. Korkmamız da lazım zaten. Demokrasiye yapılabilecek her müdahale korkutmalı insanı. Bu sadece orduya yönelik bir şey degil. özal döneminde bundan sonra darbe olmaz deniyordu sürekli. 2000’li yılların başında da bu cümle çok revaçtaydı. Bundan sonra darbe olmaz dendiginden beri 4-5 tehlike atlatmışız da haberimiz olmamış. Nasıl korkmayayım?â€
Kekeç programda pek de bilinmeyen yönleriyle ilgili olarak açıklamalar da yaptı. İşte bunlardan bazıları:
“Genellikle çok sert yazılar yazan biri olarak biliniyorum ama esasında öyle degil. Sertlik daha çok gündemin sertligi yoksa ben sert bir yazı yazayım diye oturmuyorum. İronik yazılar onlar. Çogunlukla da anlaşılmıyor. Türkiye’de bir espri yapınca ertesi gün onun izahını yapmak zorunda kalıyorsunuz. Anlamamasının kabahatini bana yükleyen bir okur kitlesi bile var. Sert yazılar yazıyormuşsun, sen aslında efendi bir adammışsın diyenler oluyor çok. Oysa benim yazılarımın satır aralarında bir çekişme hali ya da bir polemik hali var.â€
Ahmet Kekeç, Balçiçek Pamir’in neden yazdıgı ile ilgili sorusuna da şu cevabı verdi: “Buna nasıl felsefi bir cevap verilir bilmiyorum ama ben evimi savunmak için yazıyorum. İnsan dogdugundan itibaren bir saldırı altında. Bir tür korunma içgüdüsü bu. İnsanın evini, degerlerini koruması gibi.â€
Malatya’da dogan ve 20 yaşına kadar orada yaşayan Kekeç çocuklugu ile ilgili olarak da şunları söyledi: “Çok kardeşli bir aileden geliyorum. İki anneden toplam 12 kardeşiz biz. Babam marangozdu. Sonra kısa bir süre Ankara’da bulundum. 80 öncesi Gazi Üniversitesi resim bölümü ögrencisiydim. Sistem böyle Türkiye’de, buldugun okula gidiyorsun. Aslında ben ilkokuldan beri roman yazarı olmak istiyordum. Gazetecilik yapacak başka bir işim olmadıgı için seçtigim bir iş. Üstelik beni edebi ugraşımdan alıkoydu. 32 yıldır yazıyorum. İlk imzalı yazım Gırgır dergisinde bir mizah öyküsüydü. Gazete yazılarımın ironisinin altında böyle bir geçmiş de vardır yani. Köşe yazarlıgı biraz da rastlantıların beni getirip bıraktıgı yerdir. Yazmamı ilk Fehmi Koru istedi.â€